English French German Spain Italian Dutch Russian Portuguese Japanese Korean Arabic Chinese Simplified

30 Kasım 2013 Cumartesi

Bu Yazı Seni Anlatıyor


Ne kadar çabuk geçiyor zaman. Bir bakmışız yılları ardımıza almışız. Akıp giden bu zamanda sermayemizi nasıl tüketmişiz, tüketiyoruz? Daha iyi olma çabası, en iyi olma, her durumda birinciliği göğüsleme, farklı olma, düşüncelerimizi başkalarının düşüncelerinde hep üstün görme, vitrin adamı, kadını olabilme çabamız, her zaman en iyi yerlere, konumlara, mevkilere ulaşma arzumuz... 

Bu ve bunun gibi isteklerimiz o kadar çok ki saymakla biter mi bilemiyorum. Hep bir reklam peşinde koşuyoruz. Sosyal medyada paylaştığımız fotoğraflardan, yazılara, arkadaş ortamlarında kendimizden bahsettiğimiz iltifatlara, her durumda her şeyi ben bilirim diye öne atılmalarımıza, başkasının sırtına çıkarak yükselme çabalarımıza aldırmadan bunları masumane tavırlar eşliğinde süsleyerek servis ediyoruz. Doğru ya ne de olsa iyilik meleği, kurtarıcı, akil bir birey, otorite, ağır abi biziz (başka kim olabilir ki!). İnsanlık tarihinin en belalı hastalığı sanırım bu saydıklarım. Öyle yapışmış ki üzerimize bir elbise gibi çıkartıp atamıyoruz bu hastalığı. Bu narsisizm furyasını elimizi attığımız her şeye bulaştırmışız. İş yerlerimizden, evlerimize, sokaklarımıza kadar. Düşünün ve sık sık bu soruyu kendinize sorun: “İnsan ne için yaşar?” Ne için yaşadığını bilen insanın cevap verebileceği bir sorudur bu aslında. Zaman akıp geçiyor ve sermaye tükeniyor. Geride bıraktığımız yalnızca hoş bir seda mı olmalı? Yazdıklarımı okurken bazılarımız: “amaaan hayat böyle, reklamını yapmazsan bir yerlere gelinmiyor, büyük paralar kazanmıyor, iyi makamlar elde edilmiyor, hele bir de referansların, torpillerin de olmalı yoksa iş bulmak da zor. Hayatın gerçeği bunlar senin yazdıklarına oldu mu şimdi” diyecekler. Bu kişiler belirttiğim hastalığın kronikleşmiş vakalarıdır ve kendilerini arındırmadıkları sürece bu hastalıkla yaşamları son bulacaktır maalesef.

Vakıflarımız, derneklerimiz, hayır hasenat için bir araya gelmiş insanlarında bir vitrine çıkma furyası başlamış. Ne için? İnanan insanlara yutturulmaya çalışılan dogmalar ne kadar da artmış.

  • Müslüman en iyi olmalı
  • Müslüman en iyi yerde çalışmalı
  • Müslümanın çok malı olmalı
  • Müslümanın her şeyin en iyisini kullanmalı


Şayet böyle düşüncelere gark olduysanız kendiniz silkelemenin zamanı geldi ve vakit geçip gidiyor. Dostlar ölüm yaşlılığa yakıştırılıyor ama herkesin ölecek yaşta olduğu unutuluyor. İş işten geçmeden gerçeğin farkına varalım. Bugün Cumartesi ve biz gencecik bir arkadaşımızı ebediyete yolladık, oysa yapacak çok şey varken. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...