English French German Spain Italian Dutch Russian Portuguese Japanese Korean Arabic Chinese Simplified

8 Ekim 2012 Pazartesi

İlklerin Kenti Bergama



Geçmişte birçok insanın yaşadığı uygarlıkları görmek bugünü kavramak adına oldukça faydalı oluyor. Yolum bu sefer Bergama Antik Kentine düştü.  MÖ 7. Ve 6. Yüzyıllara kadar dayanan medeniyeti ile Bergama, Hellenistik Krallık, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinin hüküm sürdüğü bir bölge olmuş.  O günkü anlamda medeniyetin en ileri seviyelere ulaştığı Bergama’da halen bir çok eser mevcut. 140 yıldır süren kazı çalışmalarında Almanlar bir çok eseri Almanya’ya götürmüşler.

Osmanlı geleneğinde çıplak insan vücutlarının dini yönden sakıncalı olmasını fırsat bilen Almanlar, çıplak eserleri bahane ederek tarihe tanıklık etmiş bir çok eseri de beraberlerinde götürmüşler. Kazıların hala devam ettiği Bergama’da bugün yetmiş bin kişi yaşarken, altın çağlarını yaşadığı Büyük İskender zamanında yüz elli bin kişi yaşıyormuş. Büyük İskender korumasız gördüğü Bergama’yı fethederek buraya büyük surlar yapmış ve bugünkü manada kırk milyar dolar yatırım sağlamış.


Bergama Kenti birçok “İLK”i gerçekleştirmiş olup bunların bir çoğu bugünkü teknolojinin temellerini oluşturmuş. Bu ilklerden bazılarını sayacak olursak:

·         Deriden kağıt yapımı olan, ilk Parşömen,
·         200 bin ciltlik kitaba sahip olan, ilk Asya Kütüphanesi,
·         İlk büyük sağlık yurdu (hastane), Aslepion,
·         İlk telkinle tedavi yöntemi olan, Psikoterapi,
·         İlk tıp ve eczacılığın simgesi olan, Yılanlı Sütun,
·         İlk mühendislik olan, “U” borusu yöntemi ile Trigonometri,
·         İlk kent imar yasası,
·         İlk ve en dik tiyatrolu kent,
·         İlk meslek sendikaları ve sendika konfederasyonu,
·         İlk üç dereceli öğretim, (ilk, orta, lise)
·         İlk ve en büyük sunak, Zeus Sunağı,

Bu ilkler uzayıp gitmekte, kendimce önemli olanlarını burada saydım (Diğerleri de önemlidir muhakkak ama burası da blog yahu hepsini yazamam ki :)

Ayrıca buradaki tapınakların önemlilerinde Zeus Sunağı’nı da Almanlar tamamen söküp Berlin’deki “Pergamon Museum” götürmüşlerdir. (Götürün ülkemizin kültür miraslarını oh ne güzel )


Bir hususu da belirtmeden geçemeyeceğim. Nedense bir efsane mi yoksa gerçek midir, doğrusu bu toplumlarda ahlaki bozulmalar hat safhada oluyor. Bergama’da kadınlardan çok erkeklere karşı duyulan bir arzu varmış. (rehberin yalancısıyım) Bu kadar güzel uygarlık inşaa eden bir toplum neden böyle sapıkça arzular peşinde koşar bilemiyorum. Yapılacak başka bir şey olmayınca insanlar sapkınlığı tercih mi ediyor acaba? Aslında bu durum biraz da inanç meselesi ile ilgili, hatta bu durum tedavi edilebilir diye düşünmekteyim. Bütün bu güzel bilgilerin sonunda böyle bir bilginin verilmesi şahsımı rahatsız etti doğrusu. Yine de Bergama görülmesi gereken bir yer. Hele ki o dik tiyatroda oturup manzaraya bakmak insanda unutulması güç bir sükûnet veriyor. Şayet Ege’de bir yerde tatile gidecekseniz Bergama’ya uğramadan geçmeyin. Antik Kent’e çıkarken teleferik yolculuğu ve muhteşem göl ve Bergama manzarası da güzelliğin cabası oluyor.

Sonuç olarak: Kim ne isterse onu görüyor.

2 yorum:

  1. resimler güzel bir açıyla çekilmiş yazı ise ilginç ve güzel başarıların devamı dileğiyle. Anne Göksal

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...